• DOLAR

    TL
  • EURO

    TL
  • Altın

    TL
14 Aralık 2017 - Perşembe

Yılda 1 Milyon Ton Solucan Gübresi Üretebiliriz

yilda-1-milyon-ton-solucan-gubresi-uretebiliriz



Cerrah Dr. Cezmi Saday Solucan gübresi üreticilerinin sıkı çalışarak yılda bir milyon ton üretim yapmasının olanaklı olduğunu ileri sürdü.
16 Ocak 2017 Pazartesi 20:48

Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Derneği - Tosgeb’in kurultayında konuşan Dr. Cerrah Cezmi Saday, kimyasal gübreler ile ilgili son zamanlarda ortaya atılan ve kamuoyunda tartışılmaya devam eden toprakları çoraklaştığı iddialarına değinerek, “kimyasal gübrelerden tamamen vazgeçmek gibi bir şey düşünülemez. Ancak kimyasal gübrelerin yan etkileri ile ağır hasar gören toprakların organik madde yönünden desteklenmesi gerektiği de bir gerçeklik” dedi.


İstanbul' Sirkeci'deki Hotel Legacy Ottoman'da yapılan kurultaya Türkiye'nin 7 bölgesinden katılım oldu Cerrah Dr.Saday kurultaydaki konuşmasını şöyle sürdürdü: “Son zamanlarda Cumhurbaşkanımız ve başbakanımız hatta Tarım bakanımız Organik gübre konusuna değindiler. Kimyasal gübrenin tarım üretimindeki sonuçları onları da endişelendirmiş görünüyor.

Topraklarımızın çoraklaştığı en yüksek perdede seslendirildi. Kimyasal gübreyi pazardan çıkaracağız dediler. Ortalıkta dolaşan bilgilere göre Türkiye’nin yıllık 6 milyon ton kimyasal gübre için hammadde ithalatı olduğunu duyuyoruz. Bunu bilinçsizce kullanarak topraklarımızı mahvediyoruz. Bir sürü parayı da ithalat için dışarı ödüyoruz. Solucan gübresi tamamen yerli kaynaktan üretiliyor. Burada hayvan dışkısı, evsel ve çevresel atıkların solucanlar yardımı ile gübreye dönüştürülmesi ve topraklarımızın organik madde yönünden tekrar onarılması mümkün. İyi bir planlama yapılırsa ve hükümet tarafından destek sağlanırsa bu alandaki girişimciler yıllık bir milyon ton organik gübreyi üretebilir.

Ancak kimyasal gübreyi tamamen atacağız demek tam doğru ifade değil, ancak şunu biliyoruz ki geçmişten günümüze tarım üreticisinin toprak analizine dayanmayan uygulamaları ile ölçüsüz bir kullanım söz konusu oldu. Aslında sürdürülebilir bir tarım için toprağın analiz edilmesi ve hem organik madde düzeyi hem de bitki besleme bakımından incelenerek hangi gübrenin ne kadar miktarda kullanılacağının belirlenmesi yani uzmanlıktan yararlanılması gerekirdi. Bu yapılamadı.
Ancak bundan sonra Tosgeb’in de önderlik etmesi ile pek çok düzenleme yapılabilir. Türkiye’nin bunu yapabilecek kapasitesi ve yetişmiş insan gücü var. Burada Tosgeb başkanı Rasim Aydın’dan ve yine salonda bulunan Bakanlık temsilcileri sayın Yaşar Orhan ve bayan Esin Mertol’dan özellikle rica ediyorum. Bakanlıkça yapılacak düzenleme ile solucanlar için hayvansal, bitkisel ve evsel atıklar kullanılarak yığın çürütmesi yöntemi ile hazırlanan yemin ölçütlerinin de solucan gübresi ile aynı kapsamda ele alınması gerekir.

Bu ürünün adlandırılması ile ilgili uzun süredir kafa karıştıran pek çok ad kullanıldı. Bu durum hem kendi iş kesimimizi hem de bakanlığın kafasını karıştırdı. Ben burada Rasim Aydın’ın konuşmasında ifade ettiği gibi Solucan gübresi denmesini olumlu karşıladım. Bu ürün için ayrıca organik sıfatının kullanılmasına gerek olmadığını ifade etmek isterim. Çünkü bu ürün özü itibarıyla organiktir. Bu yüzden başka türlü olması zaten düşünülemez. Doğrudan Solucan Gübresi denmesi kanımca yeterlidir.

İş kesimimizdeki önemli sorun lisans konusudur. Bundan önce kabul edilebilir ölçütleri belirlemiş olmamız gerekir ki? Lisans talepleri sağlıklı ele alınsın ve sonuçlandırılsın. Şu andaki lisans onayı işlemini incelediğimizde ne bakanlığın koşullarını, ne de üreticilerin yöntemlerini tam anlamı ile doğrudur diyemiyoruz. Hammadde halinde iken ürünü tanımlamak için kullanılan ‘Solucan boku’ ifadesi yerine ‘Solucan dışkısı’ denmesi daha cazip gibi görünüyor. Bu alandaki önemli sorunlardan biri de lisans verilirken bakanlığın ölçütü ne olacak [?] Bu çok önemli bir konu.

Bana göre bakanlık üretgelere üretim lisansı verirken, şuna bakmalı; üretim için başvuranın yeterli miktarda işçi solucanı var mı, üretim yöntemi solucan gübresinin oluşması için gerekli beslenme ve bekleme süresini kapsıyor mu? Üretici bu koşulları güvenceye alacak bir üretim kalite sistemine sahip mi?

Bunu kavramak ve üreticinin beyanının doğruluğundan emin olmak uzmanlık gerektiriyor. Bu yüzden Tosgeb bir kurul oluşturabilir. Bu kurula bakanlık da dahil olabilir. Peki bu kurul nasıl çalışacak, önemli soru bu. Bana göre bu kurul bakanlığında onayını almalı. Bakanlığa bir başvuru yapıldığında işletme projesi istenmeli ve üretim işleminin yazılı anlatımı proje içinde yer almalı Bu işlem bakanlığın belirlediği koşullara uygunluk yönünden incelenmeli. Bu aşama geçildiğinde ise bakanlık bu kurulu devreye sokmalı.

Kurul lisans almak için başvuranın üretgesini ziyaret edip koşulları yerinde görmeli ve sunulan evraktaki ifade ile üretgenin altyapısı eşleşiyor mu? Üretici gerçekten bu işi dürüstçe yapacağını hissettiriyor mu? Kurul üyeleri tüm bunlar hakkında bir kanıya vararak durumu rapor etmeli ve lisans buna dayanarak onaylanmalı.

Tabi tüm bunları sağlıklı yapmak için önceden gerçekten ürün doğru tanımlanarak etkisinin doğru hesaplanması ve ölçütlerinin de buna uygun koyulması gerekir. dedi.



YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı